Mikrodalga fırın nasıl çalışır? Mayıs 29, 2009
Posted by saika in Derin Düşünceler, sebepler, soru.Tags: 2450 MHz, Magnetron, Magnetron 2450 MHz, Mikrodalga fırın, Mikrodalga fırın nasıl çalışır
add a comment
Çoğumuz mikrodalga fırınların ne kadar hızlı pişirdiğini duymuştur. Peki, sizin evinizdeki fırın niye bu kadar hızlı pişirmiyor? Acaba ısı derecesini sonuna kadar getirirseniz mikrodalga fırın kadar hızlı pişirebilir mi? Hayır pişiremez. Acaba mikrodalga fırınlar klasik fırınların tahtına göz mü dikiyorlar?
Mikrodalga Nedir?
Aslında mikrodalgalar evimizin içine kadar girmiş durumda. Onları göremiyorsunuz ama onlar sayesinde radyo dinliyorsunuz , televizyon seyrediyorsunuz, cep telefonu ile konuşuyorsunuz ve yemeklerinizi pişirebiliyorsunuz. Mikrodalgalar ışık hızında hareket eden, çok kısa dalga boyuna sahip elektromagnetik bir enerjidir.
Nasıl Çalışır?
Mikrodalga fırınlar elektrik enerjisiyle çalışır. Fırının bu elektrik enerjisini mikrodalga enerjisine dönüştürmesi ise bir magnetron ile olur. Magnetron 2450 MHz frekansında mikrodalgalar üretir. Bu mikrodalgalar, dalga kılavuzu vasıtasıyla fırının içine ulaşırlar. Bu noktada mikrodalgaların birkaç karakteristik özelliğinden bahsetmek istiyorum.
- Mikrodalgalar, tıpkı güneş ışığının camdan nasıl geçiyorsa cam, porselen, kağıt ve plastik gibi çoğu maddelerin içinden geçebilirler.
- Mikrodalgalar, duvara çarpan bir topun geri dönmesi gibi, metallerden yansıyıp geri dönerler.
- Mikrodalgalar maddelerin içine nüfuz ederler ve özellikle yiyecekler tarafından emilirler.
Bu bilgilerden sonra kaldığımız yerden devam edebiliriz. En son mikrodalgalar fırının içine ulaşmıştı. Bu mikrodalgalar pişirmek istediğimiz yiyecek tarafından emilirler. Saniyede 2,45 milyar kez titreşen mikrodalgalar yiyeceğin içine girdiklerinde, su moleküllerinde bir titreşim oluştururlar. Mikrodalgaların polaritesi (kutupsallık) her değiştiğinde (+) ve (-) yüklerle yüklü su molekülleri bir ileri bir geri saniyede 4,9 milyar kez titreşirler. Bu yüksek hızdaki titreşmeden dolayı birbirine sürtünen su molekülleri ısı enerjisini açığa çıkarırlar. Bu ısıyla ise yiyecek pişmiş olur. İçinde daha fazla su molekülü olan yiyecekler daha hızlı pişerler.
Klasik fırınlarda olduğu gibi mikrodalga fırınlarda ortam ve yiyecek kapları ısınmazlar. Yalnızca yiyecekler ısınır ve pişerler. Pişirme süresi ise çok daha kısadır.
En Çok Sorulan Sorular
Çelik tenceremle mikrodalga fırında yemek pişirebilir miyim?
Hayır, çünkü mikrodalga ışınlar metal malzemelerden yansırlar, içlerinden geçemezler. Ama cam, seramik, plastik ve hatta kağıt kapta bile yemeğinizi pişirebilirsiniz.
Mikrodalga ışınlar zararlı radyasyon yayar mı?
Mikrodalga ışınlar iyonize olamayanlar grubuna dahildir. Madde ve canlı hücrelerin yapısını değiştirmezler ve radyoaktif olarak zarar veremezler. Fakat X ve Gama ışınları gibi iyonize olanlar grubundakiler, maddenin ve hücrenin yapısını değiştirirler ve zararlı olabilirler.
Mikrodalga fırına çalışırken elimi soksam ne olur? (dahası…)
Fatiha okuyamam Aypottan versek! Mayıs 24, 2009
Posted by saika in Derin Düşünceler, İnsanoloji.Tags: ay pot!, esra elönü, Fatiha okuyamam Aypottan versek, Feride, hadi canım hadi İran’a olmadı Arabistan’a olmadı çamaşır asmaya, ipot, kıl zaaflı, laik, laik kızlar cumhuriyet mitinginde, Laik kızlar izdivaç için cumhuriyet mitingine mi gitsin, maik, meyk, odun kafalı, odun pazarı
add a comment
Tanrım cenaze namazı kaç rekattı?
İmam: Ey! Cemaati müslimin merhuma hakkınızı helal ediyor musunuz?
Feride: ETMİYORUM… Allah’a dürüst olmak zorundayım.
ETMİYORUM! Ben ve kardeşlerim hepimiz İstiklal marşı okuduğumuz ülkemizde İSTİKBAL harbine uğratıldık.
Başımızın altındaki saç sürüsünü görmeye heveslenen KIL ZAAFLI zihniyetle savaşımızı rabbin bizi beklediği makama havale ederek kılıç kustuk ve sustuk. Peruk terminolojisi sizin BAŞINIZIN altından çıktı bize dikte ettiniz.
Bizi fakülte kuklası olmaya zorlayarak içinizin eteklerinden yankılanan sinsi yasalarla kıs kıs gülme mitingleri düzenlediniz ve çıraklarınıza örtüye ıslık çaldırarak ustalığınızı gösterdiniz.
Ağzımızı kapatıp kendilerini gölge altına bizi de göz altına alan jop dehası adamlara da Hakkımı helal etmiyorum.(!)
Deney tüplerinde yasak fokurdatıp dumanını bize çektiren prangalı bilim adamlarına ve ikna odası mezarlığını açıp onurumuzu diri diri gömmeye çalışan SERT er despotluğuna, Tevhideyi yerin dibine sokup kelepçeli vals ilkeleriyle kara dosya kıvıran kıvrak vicdanlı hakimiyete, üç dakikalık karanlık eylemi yaparak elektrik idaresini örtüye kontak ettiren o zamanki DEVLET tiyatrosu replikçilerine ve suflörlerine hepsine hakkımı helal etmiyorum.
Örtüyü merdiven silen kadınların başında bir çaresizlik bayrağı gibi yazan kalemi pasaklı senaristlere, “örtülüler benim konserime” gelmesin deyip piyano tuşunu şarjör olarak kullanan aydın müzisyenlere, “hadi canım hadi İran’a olmadı Arabistan’a olmadı çamaşır asmaya” diyen maket demokratlara, “sizden bir şey olmaz” deyip adımıza paçavra paragraflar diken yazarlıkla bahçıvanlık arasında ODUN PAZARI oluşturan İNCE Cik yazarlarımıza, aptallık yangınına körükle giden ve bizden itfaiyeci olmamızı bekleyen işgüzar sendikalara ET Mİ YO RUM(!)
Benim hakkımın avukatı Allah’tır. O bekle diyorsa bekleriz asıl duruşma topraktan sonraysa topraktan da geçeriz diyordu feride. BAŞIMIZ SAĞ olsun yeter. Ölen özgürlüğümüze şimdilik fatiha okuduysak asıl besmeleyi nerde çekeceğimize BİZ karar veririz..
Esra Elönü – Haber 7
eelonu@mynet.com
Meksika Sınırı / Bir çeşit sırat köprüsü Nisan 25, 2009
Posted by saika in Derin Düşünceler, video, Ödev ( düşünmek bilmek uygulamak), İnsanoloji.Tags: albert camus, amewrika, ülke tv, bir çeşit sırat köprüsü, bosnia bosnia, da te nije Alija, erdal eren, kenan evren, klimalı tüneller, Meksika Sınırı, menderes, Mexico, Mexico border, san diego, Selahattin Yusuf, Srebrenitsa, Tarık Tufan, şeyh galip, İsmail Kılıçarslan
add a comment

- Peki hocam, sen Erdal Eren ve Menderes in fotoğraflarına bakabiliyor musun?
– Bakamıyorum, onun vicdanla alakası var.
- Zaten bir tek Kenan Evren bakabiliyor onlara…
*Bir Ülke TV programı. (1)
* Selâhattin Yusuf, Tarık Tufan ve İsmail Kılıçarslan üçlüsü tarafından cuma akşamları ülke tv de yapılan sanat, edebiyat, kültür, mizah, güncel v.b konuların konuşulduğu sohbet havasında geçen verimli ender yayınlardan biridir. İrkilticidir. Hoştur. Okunmayan kitapları hatırlatır.
*Sırpların yaptığı caniliğe, tecavüzlere, soykırım maksatlı vahşetlere karşılık bosnalıların ölçülü, kendine has adil tavrını, sivilleri hedef almayan mert duruşu özetini içeren bir program yapmışlardır. (2)
*An itibariyle canlı yayında “albert camus yaradır, şeyh galip merhemdir” haklı cümlesinin geçtiği programdır.
* Amerika girişi bir şekilde çok kolay olan ancak meksika tarafına geçilirken yakalanırsa cezasının ölüm olduğu sınır.
*”Restoranda kendilerine ziyafet çekenler ile onları dışarıdan izleyenler arasındaki o incecik camdır”.
*İdamlık bir mahkumun bile sınırı geçmesi halinde özgür olacağı sınırdır.
*Uyuşturucu geçirilen tünelleriyle meşhurdur. Öyle ki yeni tüneller klimalıdır.
(2) Srebrenitsa
Siyah Güzeldir Mart 19, 2009
Posted by saika in Derin Düşünceler, Teyakkuz, İnsanoloji.Tags: Audubon Ballroom, black is beautiful, hakan albayrak, hanzala, malcolm x, Ossie Davis, siyah güzeldir
add a comment

“Siz hiç Malcolm Kardeş’le konuştunuz mu? Ona hiç dokundunuz mu, ya da size bakarak gülümsediği anı yaşadınız mı? Siz hiç can kulağıyla dinlediniz mi onu?”
Ossie Davis
“I am and always will be a Muslim. My religion is Islam.”
-Malcolm x-
Harlem’de, Boston’da, Detroit’te, Mississippi’de, Manhattan’da özgürlüğü öngören bir devrimin sancısı çekiliyordu. Derisinin renginden ötürü aşağılanan insanlar artık birisinin ayağa kalkmasını bekliyorlardı. Birisi ayağa kalkmalı ve işaret parmağıyla ufku göstermeliydi.
Tarihler 19 Mayıs 1925. Omaha kentinde yazgısı diğerlerinden çok farklı olacak bir bebek dünyaya geliyor. “Malcolm little”. Derisinin rengi diğer kardeşlerinden biraz daha açık olduğu için imtiyazlı sayılabilen bir bebek. Fakat bu babasının O’na vereceği biraz fazla değerden başka bir şeye yaramayacak O da diğerleri gibi demokrasi çorağı topraklarda “öteki” sayılacaktı. “öteki” yani hırsız, cahil, katil, dolandırıcı. “öteki” yani siyah! Aslında hepsi bu! Malcolm da beyaz adamların bu sözlerinden (dahası…)
ABD’nin ünlü ‘paparazzi’si Müslüman oldu Şubat 23, 2009
Posted by saika in Derin Düşünceler, İnsanoloji.Tags: america muslim, americe photo muslim, Amerikalı ünlülerin fotoğrafçısı, Elif Kavakçı, hayat hikâyesini, İslam'ı YouTube'dan öğrendim, İslamiyeti Kabul Eden Hanımlar, islamiyeti seçen yabancılar, Justin Timberlak, Justin Timberlak muslim, Justin Timberlake, Justin Timberlake muslim, Justin Timberlake islam, müslim, müslman olan amerikalılar, müslüman, Müslüman Amerikan Derneği, müslüman olan, müslüman olan amerikalı fotoğrafcı, müslüman olan fotoğrafcı, müslüman olan ünlüler, Nicole Queen, Nicole Queen free, Nicole Queen islamic, Nicole Queen muslim, Nicole Queen photo, özel fotoğrafçı, Paper City, Teksaslı fotoğrafçı Nicole, youtube den müslüman olanlar, youtube din, Yusuf Estes
add a comment
Amerika’daki ünlülerin özel fotoğrafçısı ya da başka bir ifadeyle ‘paparazzi’si Nicole Queen, Müslüman oldu. Aralarında Justin Timberlake’in de bulunduğu pop starların ve sporcuların fotoğraflarını çeken Queen’in kareleri Amerika’nın en çok okunan magazin dergilerinin vazgeçilmeziydi. Ancak bir gece YouTube’da İslam’ı anlatan videolar sayesinde Müslümanlığı kabul etti. Teksaslı fotoğrafçı Nicole, hayat hikâyesini bize anlattı. Amerikalı ünlülerin fotoğrafçısı Nicole Queen, uyuşturucu bağımlısı genç bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesi uyuşturucu sattığı için tutuklanıp 30 yıl hüküm giydiğinde henüz 4,5 yaşındadır. Sonra abisiyle birlikte annesinin kuzenine evlatlık olarak verilir. Evlatlık verildiği ailenin yanında çok zor günler geçiren Queen’in anneannesinden öğrendiği bir alışkanlığı vardır.
Her pazar otobüse binerek kiliseye gider. Bu durum 17 yaşına kadar devam eder. 17’sine geldiğinde bir apartman dairesi kiralayıp tek başına yaşamaya başlar. Hem okur hem de çalışıp kirasını öder. Bir fotoğraf stüdyosunda makyöz olarak iş hayatına atılan Queen, bir süre sonra fotoğraf çekmeye başlar. Sonra menajerlik yapar. Amerika’nın değişik kentlerine gidip fotoğraf stüdyoları kurar. Tam beş yıl şehir şehir dolaşır. Yorulduğunu farkettiğinde Dallas’a geri döner. Burada kendisine bir stüdyo açarak meşhur W otelindeki Ghost Bar’da ünlülerin katıldığı davetlerde işini yapmaya devam eder.
“Hayatta tek kişi umurumdaydı: BEN”
Queen’in fotoğrafçılığını yaptığı ünlüler arasında Justin Timberlake, Owen Wilson ve Kate Hudson gibi dünyaca ünlü isimler var. Onlarla birlikte birçok ünlü sporcu ve pop starın da fotoğraflarını çekme imkanı bulur. Zamanla sadece burada değil, ünlülerin gittiği diğer eğlence merkezlerinde de fotoğraflar çeker ve bunlar her hafta hem Dallas’taki gazetelerde hem de People ve Paper City gibi dergilerde yayınlanır. Dünyaca tanınan Vogue dergisinde yayınlanınca Queen’in ünü daha da artar. Çevresi genişler. “Her istediğim partiye girebilirdim ve her gittiğim partide muhakkak bir arkadaşla karşılaşırdım. Aşırı seksi, dekolte kıyafetler giyiyor ve bir ton makyaj yapıyordum. Çok popülerdim. Çoğu zaman hayranlarımla karşılaşıyordum. Benimle fotoğraf çekiliyor ve bunları myspace ya da facebookta yayınlıyorlardı. İçtim, eğlendim… Hayatta tek bir kişi umurumdaydı: BEN.” diyen Queen, zaman içerisinde içinin sıkıldığını, yaptığı işin hayatını ve özellikle de ruhunu yıpratmaya başladığını fark eder. Queen, o günleri için ‘Fena bir hayat tarzı bu.’ diyor.
Bir gün Justin Timberlake ile gittiği partide kalabalıklar etraflarını sarar. O zamanki halini şöyle anlatıyor; “Magazincilerin flaşları patlıyordu, üç poz çekip makineyi boynumdan indirdim. Artık devam edemeyecektim. Kendimi çok kötü hissettim. İnsanların çığlıkları, flaş patlamaları, etten duvar ören bodyguardların hali, bağırıp duran menajerler… Justin Timberlake’in normal bir yaşam tarzı sürememesinin sebeplerinden biri de benim. ‘Hayatımda güzel olan nedir’ diye merak etmeye başladım. Etrafımdakilere iyilik olarak ne yapıyordum ki? Hiçbir şey… Sadece eğlenen ve içen insanların resmini çekiyordum. Wow! İşte bu da benim Amerika’ya katkımdı; dünyayı daha materyalist ve boş bir yer yapmak için!”
“İslam’ı YouTube’dan öğrendim”
O geceden sonra kim olduğunu, hayatta neler yaptığını, dünyaya niye geldiğini sorgulamaya başlamış Queen. Gece kulüplerinin yüksek sesli müziği, eğlenen insanların çığlıkları sürekli kulağında (dahası…)
Bir damlasınız Ekim 31, 2008
Posted by saika in Derin Düşünceler, Teyakkuz, İnsanoloji.Tags: 100, çöl, Bir damlasınız, damla, do it, göl, go on
add a comment
Bir damlasınız, göle karışın: Göle düşen damla göl olur, çöle düşen damla buharlaşır çöl olur.
Mümkün. Ağustos 15, 2008
Posted by saika in Derin Düşünceler, Kitap tanıtımı.Tags: bilmiyor musun, Bismillah, günah, imkan, mümkün, Mustafa İslamoğlu, neden, nedir imkan, possible, Ramazan yazıları
add a comment
İmkansız mı dedin?
Olur mu dostum, hiç yakışır mı sana?
Neden Allah yokmuş gibi konuşuyorsun? Bilmiyor musun Allah yokmuş gibi konuşmak günahtır.
Allah var. Allah’a iman var. İman varsa imkan var. Allah’ın olduğu yerde imkansız demek olur mu?
Yoksa sen yaptığın işe besmelesiz mi girişiyorsun?
Bismillah demek, Ben bu işi Allah sayesinde yapıyorum demektir.
Bismillah demek, Ben bu işe Allah’ı dahil ediyorum demektir.
Bismillah demek, Allah’tan yardım istiyorum demek.
Bismillah demek, Ben bu işi Allah’a ısmarlıyorum demektir.
İmkan dediğin nedir ki dostum?
Ramazan Yazıları / Mustafa İslamoğlu
Hak sahibi Mayıs 5, 2008
Posted by saika in Derin Düşünceler, Paylaşım, Teyakkuz, Ödev ( düşünmek bilmek uygulamak), İnsanoloji.Tags: buhari, din, hadis, hadith, hak sahibi, Hz. Muhammed, islam, life style, love, Mohammed, prophet, sadaga Rasulullah, sevgi, wake up
1 comment so far
İsa gelince haber ver! Mayıs 5, 2008
Posted by saika in Derin Düşünceler, Kitap tanıtımı, Paylaşım, Teyakkuz, Ödev ( düşünmek bilmek uygulamak), İnsanoloji.Tags: Allah seni seviyor, cevaplar, derin adam, din, islam, life style, peygamber, sevgi, sorular, yol, İsa, İslam'da cevabı olmayan soru yoktur
1 comment so far
İSA GELİNCE HABER VER ilkin konumunu belirlemelisin, sonra hedefini, ardından yöntemini. hep istikamet üzere mi gidiyorsun, ilkelerine sadık mısın, bunu da sorgula bazen. yolda yürüyen gezgin gibi ol, dön bir gittiğin yola bak. duygularını gözden geçir, düşüncelerini düşün, hedeflerine bak bir daha, rotana dikkat et. yolcuyu yolundan alıkoyacak engeller çıkar karşına, cazip olurlar, sevimlidirler, seni harimine çağırırlar, lezzet ve eğlenceler vaat ederler. oyalandın mı, takılıp kaldın mı, kaybetmeye başladın demektir. her zaman kirli olmaz bu oyalayıcılar, bazen yağmur gibi saftırlar, bir bebek kadar masumdurlar. işte en dehşetengiz yoldan alıkoyucular da onlardır. kanmayasın! hızlı yürümek mi istiyorsun, uzakta mı hedefin? yükün hafif olmalı!
Diğer Kitaplar:
“V for Vendetta” dan… Mayıs 5, 2008
Posted by saika in Derin Düşünceler, Paylaşım, sinema, İnsanoloji.Tags: and, anlamak, are, bulletproof, cannot, cinema, fikir, fikirler kurşun geçirmez, film, idea, ideas, kiss, life style, movie, sinema, us, V for Vendetta, you
1 comment so far
Remember, remember
The 5th of November
The gunpowder treason and plot
I know of no reason
Why the gunpowder treason
Should ever be forgotHatırla,
5 Kasım’ı hatırla
Barut ihanetini ve komplosunu
Zaten aklım almaz
Barut ihanetinin neden unutulacağını
But you cannot kiss an idea…
… cannot touch it or hold it.
Ideas do not bleed.
They do not feel pain.
They do not love.Yalnız bir fikri öpemez,…
…ona dokunamaz
veya onu tutamazsınız.
Fikirler kan ağlamaz.
Acıyı hissetmezler.
Sevmezler.
While the truncheon
may be used in lieu of conversation…
… words will always retain their power.
Words offer the means to meaning…
… and, for those who will listen,
the enunciation of truth.Sözler yerine
kaba kuvvet, kullanılabilse de;…
…kelimeler kudretini
hep koruyacaktır.
Kelimeler anlama ulaşmanın
yollarını ve…
…dinleyenlere hâkikatin
telaffuzunu gösterir.
How did this happen? Who’s to blame?
Certainly there are those
who are more responsible than others.
And they will be held accountable.
But again, truth be told,
if you’re looking for the guilty…
… you need only look into a mirror.Bu nasıl oldu?
Kimi suçlayacağız?
Muhakkak, diğerlerinden daha
mesul tutulacaklar var.
Ve onlar mesul olacaklar.
Yine de, gerçekler söylenecek.
Eğer suçluyu arıyorsanız…
…aynaya bakmanız yeterli olacak.
I dare do all that may become a man.
Who dares more is none.Bir erkeğe yaraşan
her şeyi yapmayı göze alırım;…
…ama daha fazlasını göze almak
erkeklik değildir.
People should not be afraid
of their governments.
Governments should be afraid
of their people.Toplumlar, kendi devletlerinden korkmamalı.
Devletler, kendi toplumlarından korkmalı.
..artists used lies
to tell the truth…
…while politicians used them
to cover the truth up...sanatçılar gerçekleri
söylemek için yalanları kullanır…
..politikacılar ise yalanları
gerçekleri örtmek için kullanır
“By the power of truth, I, while living,
have conquered the universe.”Yaşamımda, fethettim evreni,
doğruluğun kudretiyle.”
Beneath this mask
there is more than flesh.
Beneath this mask there is an idea,
Mr. Creedy.
And ideas are bulletproof.Bu maskenin altında
etten daha fazlası var.
Bu maskenin altında
bir fikir var, Bay Creedy.
Ve fikirler kurşun geçirmez.











